E  K  L  E  R
ııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııı

1. YÖNTEMBİLİM (İLİMLER-SINIFLAMASI) 

2. Evrim Kavramı Üzerine .....................................................................

3. Birleme: Parçayı Bütünleme ve Yanlıyı Kavuşturma .............

4. İki Dünya....................................................

5. Fünun-u Medeni ve Ulumu-u Dini ...............................

6. Dünyadaki Yabancı ............................................

7. Resmi Bilimin Politik Temeli .................................

8. 4444 Sırrı: Çift Yaratılış....................................

9. İnsan Kavramının Eksenleri ...................................

10.Çağdaş Toplumsal Özümleme ....................................

11.Ümidimiz ve Beklentimiz ......................................

12.Hak ve Hakikat................................................

13.Yöntembilimin Çağrısı ........................................
 
 
 

(3) Birleme: Parçayı Bütünleme ve Yanları Kavuşturma

Diyelimki fen ve özellikle felsefenin kaynağı yani bölen teorik akıl olan mantıkı, Scheler'in ideleştirme aktı dediği düalleştirmeyi (ikileme) açıkladık. İnsanın bu bölen akıl MANTIK, hafıza ve zekadan ibaret değil ki, pratik kullanılan seçen akıl olan MEŞİET, tercih ve irade dahi var. Şimdi bölen teorik akıl(mantık) kadar seçen pratik (meşiet) akıl da dahi cari olan, idealeştirme (birleme) nasıl açıklanacak ? Hatta bunlarla yani bölen aklın sözcüsü zeka ile dış gözlem olan tecrübe (hassaiyet) husule gelen; seçen aklın sözcüsü irade ile iç gözlem olan vicdan (hissiyat) tarafından oluşturulan şu birbirine muhalif ve zıt empirik realite ve rasyonel idealite nin birlikteliği nasıl açıklanacak ?

Hatta daha da ötesi birbirine zıt zorunlu mantık ve özgür iradeyle oluşan şuurun, aklın, zihnin;

DEĞİŞMEZ BİÇİMİ ve

devingen dalgalar ve dönen parçalardan oluşan hayatın, cesedin, cismin nihayet doganın (tabiatın) ve dönenin (tarihin) ve topyekün mekan (uzamın) ve zamanın (sürenin);

DEĞİŞKEN İÇERİĞİ ile

birlikte kurulan insanın dilinin kökenine nasıl erişilecek ? 

İki "deniz" arasında "perde" nasıl açıklanacak ?

Bu SABİT HAK ile MÜTEHAVVİL HAKİKAT'IN birlikteliğnin

HAKKA SALİK HAKİKATA MÜTEMESSİK bir yolculuğun berberliğinin

CERAYANIYLA BİRLİKTE İSTİKRAR EDEN ŞEMSİN ışığından doğan

geleceğin “ dengeli” ve "uyumlu" dünyası nasıl kurulacak ?
 
 
 
 

Şimdi felsefenin gözünü yumduğu üç soruya bir kere daha dikkatle bakalım: Bir kere, kainatta (evrende); kanunlardaki istikrar ve süreklilikten ayrı bu değişmezlik (sabite), fonksiyonlardaki şebihlikten farklı bu özdeşlik (ayniyet), unsarlardaki misliyetten değişik bu eşitlik (müsavat) ; kısaca cihanda bulunmayan bu öz insana nereden geldi ? İkincisi, kainatta olmayan bu ayniyetlerla yaptığımız fen ve ilmi niçin doğaya uygulaya biliyoruz ? Üçüncüsü, ilim yükü insan ile kudret yükü evrenin nasıl birlikte olabiliyor ?

Yoksa hala fenni istakra ve yaklaşımlarla yaptığımız betimlemeleri yani bölmeleri ve türlemeleri, parçalamaları ve çeşitlemeleri ve bunlarla ortaya çıkan çoğulcu tümeleme leri; "görmeden" bütünleyerek adlandırdığımız bir kavramı sonuçta görmeiğimiz bu bütünü gerçegin bütünü mü sayacağız ? Bu terkib ve tümevarım cüzü ve maddi alanda işe yarasada külli ve manevi alanda işgörmez. !

Yada habire felsefi istantaç ve indirgemelerin yani tek yanlı yaslanımların kolaylığı ve yandaş yanlanımlarının tutuculuğu ile yapılan diyalektik yanlamalarla; ya empirik ya rasyonalist; ya realist ya idealist; ya materyalist ya da spritüalist kutuplarda yer alan uçlamaların birisinde durup onu dondurarak sonrada onu doğrunun kendisi mi sanacağız ? Bu tahlil ve tümdengelim böyle biricik yöntem sayıp her işte kullanırsak sonuç böyle “benim olsun küçük olsun” olur. Çünkü içeriksiz ve biçimsel alanda işeyarar içerikli ve ve tasarımlı bilgilerde bizi böyle kutuplaştırmaktan başka işe yaramaz.

Kısaca düşünce ve tasavvurlarımızda terkib ve tahlil yöntemlerinin konularını iyi belirlemezsek; insanı ve evreni birbirine karıştırırsak, İstidlal ve muhakemelerimizde istintaç ve istikra yollarının alanlarını iyi ayarlamazsak; bilgi ve değerleri birbirine eğemen kılarsak sonuç fenni bilmiyen dindarların din bilmeyen fencilerin birbiriyle savaşdığı ve boğuşduğu bir dünyada yaşamak olur. 

Birbirinden ayrı bu gerçeğin karşıt uçları çelişkisiz birleştirip doğrunun eş yanlarını tutarlı olarak bütünleyerek aşkın gerçegin tümüne ve içkin doğrunun kesinine yani "bir tek varlığa" hemde, anlamlı ve amaçlı olarak, ulaşmak neden mümkün olmasın ki ? Yeterki kendini bir tekvarlık sayma imgesi, kurgusu, bencilliği ve yalanından kurtulalım.

Eğer kesine ve tüme ulaşmak mecalimizi yitirmemiş isek materyalist felsefenin biolojik ve psikolojik doktrini olan Darvinist bir bioloji ve Froydcu bir psiloloji bu işin üstesinden nasıl gelecek ? Veya sadece spritüel yaklaşımla bütün değerleri açıklayabilir ve kurtarabilir miyiz ? Empirik ve gözlemsel veriler olmadan rasyonalist lojik ilkeler le eskisi gibi masabaşı kuramlar yapma imkanı kaldı mı ? Sadece din ilimlerinin dünyamıza yetmediği, fenni ve tekniği bırakmanın dünyamızla birlikte dinimizi dahi elimizden çıkardığı ortada değil mi! Tüm anlam ve amaç dünyamızı kuran din ve sanat yerine fen ve felefe ikame edilebilir mi ? Evren ilimleri yapacağız diye vicdanı susturmak ve kitabı konuşturmamak iki yüzyıl ne işe yaradı ?
 
 
AKIL VE KALBİN beraberliği ile, maddi güç ve bilgi, manevi değer ve inanç dengesi nasıl gerçekleştirilecek ki taki sabit bir hakka salik olarak namazın bize gösterdiği hedef ve stratejiden sapmadan; mütehavvil hakikata mütemessik olarak zamanın değişim ve gelişimlerini algılamak suretiyle yol alalım ? Taki İslamiyetin hasenatı medeniyetin seyyiatına galip getirelim, böylece imanın ve ahlakın iyiliği heva ve hevesin kötülüğüne yenik düşmesin.

FEN VE DİN birlikteliği ile, somut yarar ve ekmegin , soyut özgürlük ve erdemin uyumlu ve ayarlı düzeni ve dizgesi ne zaman kurulacak ? Ta ki hem mutlululuğu ve erdemi birlikte benlik vebenginliği bir arada yakalayalım.

FERD VE CEMİYETİN yani rasul ve kavmin insanı temellemesi ve tamamlaması ile bireyde hürriyet-i şeriyye ve toplumda meşveret-i meşru nasıl gerçekleştirerekki kişisel özgürlük ve kamusal güvenlik sağlansın ? Taki diri bilim ve canlı hukuk değişen medeniyet ve gelişen kültürün meyveleri toplansın. Yani, Bilgi ve barış teknoloji ile devşirilsin, sevgi ve hoşgörü ideoloji ile derlensin.

FITRAT VE ŞERİATIN yani yaratılışın ve buyuruluşun buluşması ve barışması suretiyle somut akıllar soyut ilkelerde birleşip ne zaman sayısız ideoloji tek dinde birleşecek ? Taki Kitab-ı Kainat ve Kur'an-ı Hakimin maddi ve manevi şeraiti ve şeriatı ile dünya ve ahiret iki darın saadetini tekeffül ettiğini bütün dünyaya nasıl göstereceğiz ?

Bunun yolu küresel ve bölgesel sorunların çareleri de içeren ulusal çözümden geçer ! Hilmi Ziya Ülken hocanın idealize ettiği insancıl yurtseverlik denilen ülkünün gerçekleşmesi; din ve mezheb ayrılıklarının ve dil ve etnik çeşitliliğin korunarak birleştirildiği evrensel ve tümel yolu gösterecek usul ve siyasanın bulunmasına bağlıdır. 

Bunun için, doğruyu ve iyiyi aramak amacıyla yola çıkan ama bulamayan ve özgürülüğü ve eşitliği isteyen ama gerçekleştiremeyen pozitivist-masonik materyalist-marksist söylemlerin hem kuram bazında yetersizliğini, inananları dışında çoğunluğun gördüğü uygulamalarıyla başarısızlığını, herkesin giderek yaşayacağı ürkütücü gelecekten kurtulmanın yolununun aranması lazımdır.

Ortaçagın din savaşlarının ve ilkel çağların barbarlıklarının döktüğü kanları katlayarak bir defada kusan iki dünya savaşının suçlusu, resmi bilim ve sözde felsefeleri daha ne zaman sorgulamaya başlayacağız ?

Evrensellik ve insanlık adına bize sunulan avrupa malı pozitivizm ile alman (idealizm) fransız (sosyalizm) ve ingiliz (ekonomi-politik) ortak yapımı marksizmin arka planını ne zaman göreceğiz ? Eğer hem ulusal hem evrensel bir öğreti doğru ve gerçeğe uygun bir hayat görüşü gerekiyorsa ki gerekiyor ve acilen lazımdır, o zaman niçin bütün bilgi ve değer kaynaklarını kullanarak insani tüm donanımlarımızdan yararlanarak fen, felsefe, din ve sanat etkinliklerimizi uyumlu ve dengeli yapmıyoruz ? Eğer bu işi gerçekleştirecek bir potansiyel ve imkan bizde varsa ögün ve özgür şekilde kendi coğrafya ve tarihimiz türk ve islam sentezimiz içinde evrensel birikimide içeren bir çözümü neden kendimiz yaparak rüşdümüzü niçin isbat etmiyoruz?

Neden Batının vesayeti ve velayeti altında kapitalizme ve masonluğa ya da komünizme ve marksizme angaje oluyoruz ? Niçin tek yanlılığın yanılgısı ve çok yandaşlıkların yanlışlığı ile politik sağcı-solculuğa soyunup ideolojik bölünmeyle ilerici ve gerici diye söğüp-öğünüyoruz ? Boş yere kin ve kavga çıkarmak yerine ciddi ve içten davranarak ve daha çok çalışarak; daha çok bilgi ve bilim ile daha çabuk güç ve teknik üreterek başka batıl boş milli çıkarlara alet olmadan ve yabancı zararlı ve tahripkar bölgesel kültürler yerine kendimize ve halkımıza hizmet etmek zamanı gelmedi mi ?