(5) FÜNUN-U MEDENİ VE ULUM-U DİNİ

Metodiğimizin (yöntemin) diyalektik ve aksiyomatik içeren bütünlüğünü

göstermek için şuur aktlarına kısa bir işaret edeceğiz. Böylece tasvir ve ircaya dayanan fünun-u medeninin alt dili ile tavzih ve tefsire dayanan ulum-u dininin üst dilini yakalmaya çalışacağız:

Biz Nur-u Kur'an'dan, Şeratın ikiye ayrıldığını, biri Allah'ın(CC) İRADE sıfatından tecellisi Kavanin-i Halk olan Kevni Şeriatı diğeri KELAM sıfatını tezahürü Desatir-i Emri olan Kur'ani Şerati olduğunu ; ilki büyük bir alem olan Tabiat (doğanın) harekatını düzenlediğini ; ikinci şeriatın küçük bir alem olan İnsan (tarihin) faaliyetini; tanzim ettiğini, ilkine aykırılığın karşılığının ekseriyetle dünya veridiğini fakat mücizelerle bunun istisnalarının bulunduğunu ikincisine karşı gelmenin ahirette cezalandırıldığını fakat istisnaen zalim ve cebbar kavimlerin dünyada dahi semavi tokatlar yediğini öğreniyoruz.

Emanuel Kant' ta insanın hem tabiatın zorunluluğuna uyan hem ahlak yasanın özgürlüğünü duyan iki dünyanın vatandaşı olduğunu söylemiş, Bu dünyaları ilkine fenomen dünyası ikincisine numen dünyası adını vermişti.

Descartes (1595-1650) de uzam ve düşünce dünyasının parelelliğini kurmuştu. Aristo ise fizik ve metafizik alemi birbirinden ayırmıştı. Zaten genel olarak düşünce dünyasında varlığın; bir yüzü değer ve vicdan diğer yüzü bilgi ve akıl olarak iki ayrı alana ulusal kültür ile evrensel uygarlık halinde ayrılması literatürün ortak bir kabüldür. Resmi bilimde sistematik felsefeyi varlığın iki yüzü olarak BİLGİ ve DEĞER felsefesi olarak ayırmıyor mu ?

Hazreti Peygamber, ilmin iki olduğunu birisinin lisanda olan ilim ki bunun Allahın ademoğluna bir hücceti olduğunu diğeri ise kalbde sabit olan faydalı ilim olduğunu buyurmuştu.
 

Bu Fenni, felsefi ve dini olan bu nakiller ve kabüllerin birikimi ile Dünyayı ve İnsanı, metodiğimizle şöyle kuruyoruz:

DÜNYA: (Gayb - Şuhud = MÜLK / MELEKUT) Fen - Din

==================================================

BİRİSİ:

Ş U H U D VE MÜLK

(FEN ALANI) cüz’i umumi 
 

Görüntüler: MANZARA (seyr-i menazir) dünyası ki mevcudat (varlıklar ve yapılar) ve hadisat (olaylar ve işlevler) eşyayı (NESNELER) kapsar. Varlıkların olayların temaşasıdır.

Gösteriler:ZUHURAT (icra-yı zuhurat) dünyası ki şuur (sabite ve mebde) ve hayat (hayal ve muta) eşhası (KİMSELER) kapsar. Anlamların ve amaçların tasarrufatıdır

Manzaralar ve zuhurlar AFAKİ düşüncenin konusudur ve insanı KESRETTE dağıtır. Aklın bu cüzi alan hakkında bilgisi ki mantığa dayanır. Tecrübe ve mantıkla elde edilen bilgi nesnel (afaki) fakat şüphelidir. Dekarttan beri metodip şüphe esası üzerine kurulan fen, sürekli değişen ve gelişen gerçekleri toplayıp biriktirerek yavaş fakat sağlam fakat emin olmayan bir yolda ilerlemektedir. (Bu çokluk ve yokluk dünyası diyalektik yönelimin düalitik realitesidir.)

DİĞERİ:

G A Y B V E MELEKUT 

(DİN ALANI) külli hususi
 

Görüngüler:KEVN (tecelli-i esma olan asar-ı eşya ve eşhas; irade sıfatının KÜN (OL) emrinden doğarlarki bu FKB yada LPS dünyasını biz yukarıda bunu realite olarak açıklamıştık.

Göstergeler: ALEMLER (tenezzül-ü hitap olan lisani ayat (emr) ile tecessüm-ü kitap olan kevni avalim (halk). İlki alemin Malik ve Mabud-u Zülcelaline ikincisi alemin Sani ve Katibine ulaştıran ENFÜSİ düşüncenin konusu olur ki insanı VAHDETE ulaştırır (aksiyomatik yönelimin identitik idealitesi)

Bu külli alana ilişkin kalb bilgisi ki meşiete dayanır. Bu vahye ve keşfe dayanan bilgi sıdk esasına göre işlery. Hızlı ve emin bilgidir. Fakat nesnel ve genel değildir. İman ve itimada dayanan bu bilgi, değişmez ve gelişmez sonsuz ve tümel alana müteallik olduğundan bu alanlara kalb ve ruhu yönelmemiş kimseler ile vicdan ve iradesi açık olamayan avam-ı nasa kapalıdır. Bunun için öznel ve özel bir ilimdir.
 
 

İNSAN: ( Harfi - İsmi = İLİM - HÜKÜM) Akıl - Kalb

===================================================
 
 

Bu iki şuhud ve gayb iki farklı dünyaya açılabilen insana gelince İnsanın Kozailte denilen NASB VE İLLET :[sebebiyet(illiyet)- ayniyet] ile Finalite denilen RAĞB VE AKİBET :[gaiyet ve tesiriyet (faaliyet)] dört şuur ilkesiyle olguları kavrayan, teorik ve pratik yani nazari ve ameli kullanımlı bir aklı var olup onun da iki tavrı vardır:
 
 
 
  İ S M İ MANA VE İLİM 

(AKIL YÖNTEMİ) afaki şübhe

BİRİNCİSİ; Düalitik AKIL: (Temyiz-tefrik)

İKİLEME yani zorunlu bölen akıl olan MANTIK yetisiyle;

(mizan-ı akıl=NUR-U AKIL) Hassasiyeti (Hasse) kapsar.

Z-M (Zaman-Mekan) koordinatlarında riyazi(hesabi ve hendesi olarak imgelemek ve kurgulamak ile tasarlayarak REALLEŞTİRME yapmasına

Fizik-şimik-biolojik (FKB) demiştik.

Yani fenlerle olaylar ve koşullarını gerçekleme, varlıklar ve öğelerini görüleme tarzında öğrenip bilgi edinmesi yani bilgilenmesi vardır. Bu alanda DİYALEKTİK (Ayırma ve yanlama) yönelimi kullanır.

Tecrübenin illiyet (sebeb-netice zinciriyle) aklın ayniyet (özdeşlik-karşıtlık ilkesiyle) muta ve mebdeleriyle bedaheten ve zarureten parçalı gerçekleri ve yaklaşık doğruları elde etmesiyle kurduğumuz FEN ALANINI işleyen İLM YETENEĞİMİZ, HÜKM ile tamamlanacaktır.
 

H A R F İ MANA VE HÜKÜM 

(KALB YÖNTEMİ) enfüsi sıdk
 
 

İKİNCİSİ: İdentitik AKIL; fizik ötesine yönelerek ben (vucud), evren (imkan) ve Tanrı (vücub) üç şuur verisiyle salt en kesin doğru ve kuşatan en tüm gerçek varlığı kavrayan ve akıldışına açılan akıldır ki, bu AHD (etkin özdeşlik) ve AKD (özgür etkinlik) ile HAZ (özgü duyarlık=hass-ı has) ve ZEVK (özel duygunluk=hiss-i hususi) ile alınan dış ve iç gözlemleri işleyen ilim ve hükümdür. (Tevhid-Terkib) BİRLEME yani özgür seçen akil olan MEŞİET yetisiyle ; (zevk-i kalb=ZİYA-YI KALB) Hissiyat(Vicdanı) da kapsar. M-G (Mana-Gaye) koordinatlarında Lisani(semiotik) maani(semantik) ve beyan(sentaks) ile Ben-Başkası ile Araç-Amaç eksenlerinde dilemeleriyle yorumlar yaparak yeğleme ve inanma İDEALLEŞTİRME yapmasına LPS Linguistik-Psikoloji-Sosyoloji demiştik. Yani din ile bakışını ve görüşünü(Nazar) seçme(istifa) ile tutumunu ve erimini (Niyet) yeğlemede (tercih) değerlendirmesi vardır.Bu alanda da AKSİYOMATİK (Bağlama ve birleştirme) yönelimini kullanır.

Bedihi Tecrübe ve Zaruri Akıl ile Muhtar Vicdan ve Hür İrade Araçlarını kullanarak Dünya ve İnsan ekseninde 4444 Koordinatlarında kurduğumuz; teorik ve pratik alandaki fikriyat ve tefekkürat, kozalite ve finalite yönüyle oluşturduğumuz bu deneme; kelimat ve tasarrufat, hüviyet ve sahsiyet yönleriyle hususiyet, zat(öz) ve sudur(varoluş) yönleriyle zatiyet, hayat ve şuur ile mevlid ve mevt hakikatiyle insanın hem bu ferdi hemde içtimai tarafıyla bir "model" kullanmadan ve yöntembilimsel görsellikten yararlanmadan dikkatli ve ihlaslı bireysel bir çalışma ve diyaloğlu ve kollektif sosyal bir iletişim olmadan anlatılması imkansız olduğunu gösterdiğinden ayrıntıya girmeden bu tümel ve evrensel konuda şu işaretle yetiniyoruz:

Şimdi değişen ve geçen görüntülen ve gösterilerde değişmeyen ve kalan anlamı bulmak ve amacı yakalamak yani görüngüler ve göstergeler dünyasının göster diği ve anlattığı FAİLİ VE KASDININ bilinmesi ve anlaşılması; bu iki alanın birlikte ve birada kavranılması ve yaşanması için; ancak ve ancak insanın aklını ve kalbini birleştirmesi ve fen ve dinini bütünleştirmesi gerekmektedir. Kant'ın çizdi ği toerik ve pratik akıl şeklindeki soyut tasarımının ötesine geçerek bulunan form ları içeriklendirecek ve terimleri anlamlandıracak ve anlatılanları belgelen direcek ayrıntılı ve açıklamalı bir çalışmalazımdır. Bunun da Kitab-ı Kainat ile Vahy-i Kuranı bütünleyecek, Vicdan-ı Beşer ile Tarih-i Tabiatı birleştire cek ve canlı ve diri bilim ve hukuku kuracak uygun bir yöntemin ziyasıyla Risale-i Nur Külliyatından ahzedilebileceğine inanıyoruz.