(9) İnsan Kavramının Eksenleri

Her ne kadar insan, hem hayatında taşıdıgı can ve şuurunun içindek beni itibariyle kanuncu bioloji ve psikoloji fenlerinin konusu (objesi) ve hem kurallı etkinliklerin gerçekleşdiği, aileden cemiyete milletten beşeriyete kadar birbiri içindeki toplumunların bir üyesi olarak ahlakın ve hukukun bir ögesi (sujesi) dir. İlki varlığının bilgi ikincisi değer yönüdür ve eğer bir bilim yapmak istiyorsak gerçekliği böyle bir yandan cismimiz bir yandan zihnimiz cihetinden vaz'i ve sun'i olarak bunları yek diğerinden ayırmak zorundayız. Buna ragmen kendi sujesini obje haline getirebilen bir varlık olarak olarak, kendini kendinin zaaflarından sıyırmış bir halde kendi sujesini "tam" obje ve mahz bir nesne haline getirilmesi mümkün olabilir mi ?

İşte her ne kadar bu olamazlığın gündelik bilgi ve sanatın üstünde fenni bilgide yapılabileceği düşünülmüş isede sözde felsefenin ve onun etkisindeki resmi bilimin sorumluluğundaki insan bilimleri; dinde suçlanandan daha dar "kalıplar" içinde insani zaafların tesiriyle yanlanmış bir insan varlığının kurgulandığı ve gerçeği yansıtsadığı kanısını veriyor. Demekki insan "yansız" ve "nesnel"olamıyor. Diğer taraftan insan türünün bir teki olarak bireysel en geniş özgürlüğü ve tekil pek değişik özgünlüğü ile sebebiyle her bir insanın tek başına bir dünya, bir "tür" olması de insanın genel bir ilmin konusu ve objesi olamayan bir çeşitlilik sergilediğini gösteriyor.

Bu bakımından insanın bu çeşitliliğini ve zenginliğini bir ilmi tespit ve tasnif altına alabilmek için yöntembilimin:

İlim dünyasının Yatay ve düşey eksenlerinde (evvel-ahir/zahir-batın); zaman-mekan sahifesinin satır ve sutunlarında (fikir-his/fiil-kasd);

insan dünyasının arz ve tulunda (hayal-hatır/şekil-suret); ve

beşer evreninin medar ve mihverlerinde (mebde-muta/remz-resm):

KUTUPLARINA UYGUN

Diakronik ve senkronik eş-ard zaman-mekan çizgilerinin uçlarında:
 
 
Genel ve özel; nesnel ve öznel; tümel ve tekil; evrensel ve bölgesel;

soyut ve somut; aşkın ve içkin; varoluşsal ve özsel; önsel ve sonsal;

nesnel ve kimsel; dışsal ve düşsel; çevresel ve özeksel ve

nihayet dini olan ilahi ve beşeri; dünyevi olan sosyal ve cinsel

UÇLARINA UYUMLU 

hem bir varlığı gösteren bilim hem de gerçekliği yaşanan bir etkinlik olacak "insanbilim"i kurmak içinyöntembilimsel bir yaklaşımla şöyle bir analitik düzlem kurguluyoruz:
 
 

İnsanbilimin temellerini kurmayı amaçlayacak bin çalışma bir taraftan yöntembilimin kalıb ve formlarıyla anlatılabilecek nesnellik kazanırken diğer taraftan yöntembilimden yani yöntembilimi biricik konusu yapan felsefeden alınan yöntemin, insan fenlerinden hatta diğer fenlerden hatta bireysel ve toplumsal etkinliklerden alınan içerikleri işlerken oluşturduğu yorumların ve kurguların kimselliğinden ve yazarının yetersizlik ve yanlışlarından kaynaklanacak öznelliğinin de kaçınılmaz olduğunu unutmamak gerekecektir. Şimdi doğruluk(tümellik) ve nesnellik(gerçeklik) yöntembilime ve bilimlere ait fakat yanlışlık ve öznelliği yazarına ait olan bir bir tasarım yapacağız.

İnsanbilime ilişkin dört temel kavram olan cismiyet (cinsiyet: zeker ve ünsa) ile zihniyeti yukarıdan aşağıya düşey eksendende; ferdiyet (cinsiyet:racul ve nisa) ile cemiyeti sağdan sola yatay eksende uçluyoruz:

CİSMİYET; eril ve dişil hakikat-ı hayat, ZİHNIYET; sağ ve sol mahiyet-i şuur; FERDİYET; mana ve nazar erkan-ı hüviyet, CEMİYET; gaye ve niyet amil-i şahsiyet.

Şimdi bu kavramların analitik düzlemde yerleştirilipyöntembilimle ayrıntılı çözümlemesinin yapılması sonra tartışılması, değerlendirilmesi insanbilime düşen bir uğraş.

Cismiyet, zihniyet, ferdiyet ve cemiyetin tam açıklığına ve hakikat, mahiyet, hüviyet ve şahsiyetin yarı açıklığına karşın burada "eril" (özek:ZEKER/etkin:RACUL) ve "dişil" (çevrel:ÜNSA/edilgin:NİSA) ile "sağ" (olumlu:YEMİNİ/varlık:CEVHERİ) ve "sol" (olumsuz:ŞİMALİ/ yokluk:ARAZI) kavramları yarı kapalı kavramlar ; "anlam" (MANA) ve "amaç" (GAYE) ile "görüm" (NAZAR) "erim" (NİYET) tam kapalıkavramlardır.

Burada en kapalı ve gizemli ; en köken ve bilinmez kavram "ANLAM" kavramıdır ki bununda "mana-yı harfi" ve "mana-yı ismi" anahtarınıtaşıyan dellal ve nazır "kimse" lerin; "şuhud"daki "nesne" lerin "melekut" ve "mülk" kilidini açarak görmeleri, konuşmaları ve

görüşmeleriyle "AMAÇ"a ve "gayba" erişilecektir."

Şimdi onaltı kavram üzerinde birden düşünmek ve bütünlemek; birbirleri arasındaki varlıksal ilişkilerini ve kavramsal bağlamlarını görmek ve tanımlamak sonra çıkartılacak doğrular ve gerçeklerin kuramlarını ve edimlerini tartışarak ve yaşayarak bulunan anlamların olgusal denetimini ve mantıki kanıtlamasını yapmak yöntembilimi kullanan bir insanbilim mümkün olabilir mi diye düşünülebilir. Sözdefelsefeciler ve resmi bilimcilerin aklı yatmayacak ama,bir dil etkinliği olan ve etkinlikleriyle(ileti/bildirişim:anlam/bilişim + amaç/etkileşim) mesaj ve misyon dünyası bulunan din ve özellikle Semavi kaynaklı ve Rabbani korumalı saf din ve katıksız kitap olan Kur'an ve İslam ile olabilcegine inanıyoruz.

Çünkü şuur(tanınç) yeni bir hayat (yaşam) seyridir ve bu temaşa ebeda devam edecektir. Ölüm (mevt) ise yeni bir doğum (mevlid) olduğundan öz(zat)de ve özek(merkez)de bulunun"fi amedim mümeddede" sırrının değişmezi bizi hapsetmezse sonsuz sürekli güzelliğin görüntü ve gösterisi gözleme isteğimizin özgürlük ve özgünlüğünün mutluluğunu ve hoşnudluğunu tadıp yadacağız.
 
 

Lezzeti ruhaninin bu insani sırrında bulunan bu zevk ü hatıratın gizemli ve bilinmez bilfiil esinleri olan fen ve hikmet din ve sanat etkinlikleri ile muhteşem ilim ve kelam dünayasının esintileri bize bunların bilkuvve renklilik ve zenginliğininde bulunduğu esemeletiyor.
 
 

Bu esrarengiz bahar esintilerinin güzel kokuları ise çok pek çok güzel çiceklerin bulunduğu bir bahçenin görüngü ve göstergeleri iz ve bellerinden başka ne olabilirler ? Acaba bu iyiliği benimsemek ve bu çağrıya uymaktan başka erdemli ve kazançlı bir yol var mıdır ? Elbette yoktur.
 
 
Ancak Yaradanını haşa kendi iradesine ram olan hizmetçi zanneden ve ümitlerini yitiren acizler yada tenzih ederizki Allahü Teala ve Tekaddes Hazretlerini kendi ihtiyarını rafa kaldıran müstebit zannederek önüllerini karartan asiler belki bu insana yakışan etkin ve özgür yoldan kaçınabilirler.

Elbette etkin ve duyarlı kimseler; Özgür ve onurlu kişiler; doğruya düşkün ve gerçeği arayan bireyler, yorumlarını yetkinliğe yakınlaştırıp ve yararlarını sonsuzluğa yaklaştırıp anlamlı davranarak; kendilerinin ve evrenin tümel amacının anlayarak çağrıldığı birlik savına sevgi ve saygıyla yapışarak ve yaşadığı varlığın çağrısını övgü ve ödgüleriyle karşılık vereceklerdir. Belki de yalvar ve yakar bu dava ve davetin gözleri yaşlı yoldaşları ve gönülleri yangın çilekeşleri olacaktır.

İşte bütün bu gerçekler:İnsaniyet-i kübra İslamiyetin; külli beşeriyet bulunan Kur'an Ahlakının ve tek hedefi olan İnsan-ı Kamil olan Tarikat-ı Muhammedi'nin (ASM)bu ortak ve evrensel mesaj ve misyonu, insan bilimlerinin ve insan etkinliklerinin ifadesi olan Antropoloji ve Hümanizmayı içerip onları kebir ve küllü hale getirerek tamamlayacağının kanıtlarıdır.

Zaten onlarında bunu aradığının hücceti ve bürhanı olan "insanbilim" aynı zamanda bize sürekli canlı bir "bilim" ve dinamik uyumlu bir "hukuk"un da aracı olacaktır.

Elbette böylesine yüce bir insanbilimi hatta yüksek bir"evrenbilimi" verecek "yöntembilim”İyakalamak da o nisbette önemli ve değerli bir hedef olarak karşımızda durmaktadır.