YÖNTEMCİNİN UYARISI


 

Yöntembilimin çağrısında,  sitemizde iki bölümün olacağını, birinci yazı-text bölümünde yöntembilimi formüle etmeye çalışan kuramsal yazı ile bu tasarlama ve kurgulama tarzının öğretilmesine ilişkin  yazıların bulunacağını belirtmiştik. Bu birinci bölüm, şemalar ve grafiklerden ibaret ikinci bölüme hazırlık mahiyetindedir. Yöntembilimin kuramına ve uygulamasına ilişkin bu yazı-text bölümünde, ikinci bölümde yer alacak geometrik unsurların anlamları, analitik düzlemi kullanma ilkeleri ve kartezenik eksenlerin mantiki gösterimleri,  nokta, çizgi ve biçimlerden oluşan   şemaların ne şekilde  kullanılacağını ve grafiklerin nasıl oluşturulduğu  anlatılacaktır.

Bu yazı-text bölümün  hem soyut hem  özgün olduğundan anlaşılması zordur. Fakat bu zor hazırlığın arkasından, ikinci bölümde yer alacak genel şemalı kurgular ve görsel grafiklerin gösterimler  bize düşünme kolaylık ve anlatımda hız kazandıracaktır. Ancak: 

- yöntembilimin bu yetenekler ve olanaklarını  henüz görüp tanımadığınızdan;

- bu kartezyenik koordinatların lojik kullanımını henüz öğrenip alışmadığınızdan;

- nokta ve hatlardan oluşan genel biçimsel şemaların, her gün kullandığımız betimlemeli yazılarda fazla anlatım gücüne sahip olduğunu tanımadığınızdan;

- kare ve dairelerdeki  görsel  grafik öğelerin,

- sözlü ve yazılı dilin  gramatik  simgelerden daha güçlü göstergeleme  erkini bilmediğinizden

şimdilik yadına bakmadığınız, tadını almadığnız kolaylık ve hızının hatırı için yazıların zorluğuna katlanmak belki sizin için zorun (usr)  zoru (suubet) olacaktır.

Şimdi de  kolaylığın iyi haberimi vereyim; Eğer textleri zor ve anlamsız  bulup uğraşmazsanız tekrar “alışkanlığınızın” rahatlığına dönüp bu dertten kurtulacaksınız. Şayet  yazıların-textlerin üstesinden gelirseniz,  şemaları ve formları öğrenip kullanmaya başlarsanız, tasarlama ve kurgulamalarınızda düşünme ve irdelemelerinizde  artık size zor gelecek textlerle ve yazılarla fazla  uğraşmayacaksınız. Nasıl uğraşırsınız ki; herhangi bir düz yazıda en çok üç dört yeni kavramı görebilir  ya da günlük makalede ana fikrin iki yada üç yönünü  anlatabilirsiniz. Halbuki bir formda en az dört-beş kavramı göstergeleştirebilirsiniz. Bunu gayet rahatlıkla sekiz, onaltı, yirmi ve daha yukarı  kavrama çıkarabilirsiniz. Hem düz yazıda terimler , “bağlaçlarla” sıralı  dizildiğinden ve anlamlar “artarda” lineer aktığından sunulan kavram veya  konunun bütün yan ve yönlerini “birden” ya da “hepsini birlikte” görmek ve göstermek imkanınız da yoktur.  Halbuki global  bir dairede, konunun bütün yanlarını zorlanmadan kolayca gösterebilirsiniz.

“Kuşatıcı  bir karede bir kavramın anlam çerçevesini, bir terimin eş yada karşıt yönlerini ve  ikiz yada çift yanlarını  simetrik yada paralel  kenar ve çizgilerle ya da ortogonal ve diyagonal eksen ve kesişimlerle rahatlıkla kurgalayıp imgeleyebilirsiniz.” Örneğin, yukarıda  tırnak içinde kullandığım soyut cümlenin zor sentaktik biçimini ve güç semantik içeriğini  anlatma ve anlamak elbette  kolay değil ve sizde  zorlanıyorsunuz. Şayet  bu bir paragraflık texti grafik olarak simgelese idik. Buradaki  “Kuşatıcı(1) bir karede(2) bir kavramın(3) anlam çerçevesini(4), bir terimin(4)  eş(6) yada karşıt(7)  yönlerini(8) ve  ikiz(9) yada çift(10) yanlarını(11)  simetrik(12) ya da paralel(13)  kenar(14) ve çizgilerle(15)  yada ortogonal(16) ve diyagonal(17) eksen(18) ve kesişimlerle(19) rahatlıkla kurgalayıp(20) imgeleyebilirsiniz(21).” Bu 21 öğe çok kolay  göstergeleşecek ve onların yerlerini
ve anlamlarını rahatlıkla tartışabilecektik. Bir musibet bin nasihata bedel olduğu gibi bir görmede, bin okumaya bedel olacaktı.

“Otomobilin rahatlığına alışan bisikleti hiç kullanır mı? Elbette şema ve formlardaki   kartezyen koordinat uçağının  geometrik düşünce (grafik) kanatlarını kullanan kimse, yazı dilinin raylarında (gramatik)  çuf çuf gitmeye mecbur ve mahkum olmaz. Ama amaç erişmek değil değilde gezinmekse elbette trenle gitmek, belki yaya gitmek daha iyidir.” Şimdi biz yazı-text  dilinin tırnak içinde örneğini sunduğumuz teşbihin, gizemli tarzıyla bizi anında gerçeklerin ötesine götüren metaforlu  anlatımının edebi tadını ve metafizik  yadını elbette inkar etmiyoruz. Ancak veri-olgu ile koşullu ve  ilke-us ile kayıtlı “bilimsel düşünce” söz konusu olduğunda, dilin bu akla açılan gizli ve  kalbe görünen gizemli anlamlarının tadının ve yadının yanında, kavramsal yapının ve deyimsel dizimin beyinle algılanır  biçimlerinin tadını  ve gözle  görünür tasarımlarının yadının önemini ve değerini nazara ve basara vermek istiyoruz. Yoksa gözden  gönüle, gönülden göze, gözden usa, ustan  dile.......  Ama’dan Rüyet’e .... geçen, Mülk’ten Melekut’a .....inen, Gayb’dan Şuhuda’a..... çıkan mefhum ve manaların  görsel cemalini ve gizli hüsnünü  değişim ve dönüşümünün tadını (haz) almak, çevirim ve evirimin yadına (hatır) varmak için zikrin ve fikrin kanatlarıyla, hissiyat  ve hassasiyetin,  zevk ve keyf içinde cennetlerden güzel “oku”yup “yaz”manın  lezzetini almasını inkar edilemez.